Sarayköy
Anadolu Lisesi Etik Değerler Haftası Etkinlikleri
ETİK HAFTASI SEBEBİYLE İLÇEMİZ
ANADOLU LİSESİNDE ETKİNLİKLER
DÜZENLENDİ
İlçemiz Anadolu Lisesinde
İlçe Kaymakamımız Mahmut
HERSANLIOĞLU ve Daire Amirleri
İle Öğretim görevlileri ve
öğrencilerin katılımı ile Etik
Değerler Haftası münasebeti ile
ilgili etkinlikler
düzenlenmiştir.
İlçemiz
Kaymakamı Mahmut HERSANLIOĞLU
düzenlenen etkinlikte yapmış
olduğu konuşmada günümüzde etik
değerlerin daha da önem
kazandığını, hatırlatarak,
milletimize has ve unutulmaya
yüz tutmuş değerlerimiz ve
güzelliklerimizin ön plana
çıkartılarak yeni nesilleri
bunları anlatmamız gerektiğini
önemli vurgulamıştır.
BİL Kİ DÜRÜSTLÜK EN BÜYÜK
SERVETTİR
Adaletli yaşamayı dilersen
Hep alnın açık gezmek istersen
Eğer onurunu da düşünürsen
Bil ki dürüstlük en büyük
servettir.
Hakkın varsa korkma hakkını ara
Boyun eğme sakın haksızlara
Tamah etme hakkın olmayanlara
Bil ki dürüstlük en büyük
servettir.
Alma habersiz birinin malını
Çalmayasın kimsenin kapısını
Sonra çalarlar senin de kapını
Bil ki dürüstlük en büyük
servettir.
Borç aldıysan zamanında veresin
Sözlerini yerine getiresin
Haksızlık, adaletsizlik
etmeyesin
Bil ki dürüstlük en büyük
servettir.
Susmak huyların efendisidir.
(Hazret-i Muhammed )
Az söz erin yüküdür, çok söz
hayvan yüküdür. (Yunus Emre)
Şeref ve erdem ruhun süsüdür.
Bunlar olmasa, beden asla güzel
gözükmez. (Cervantes)
Tecrübe, öğretmenlerin en
iyisidir. Yalnız okul masrafı
ağırdır. (Thomas Carlyle)
Tembellik, özgür adamı tutsak
eder. (Firdevsi)
Terazide güzel huydan daha ağır
gelen hiçbir şey yoktur.
(Hazret-i Muhammed)
Eğitilmiş insanların umutları,
bilgisizlerin zenginliğinden
daha değerlidir. (Demokritos)
Zengin, çok mala sahip olana
denmez, zengin kalbi olana
denir. (Hz. Muhammed)
ETİK HAFTASI HİKÂYELERİ
ÇATLAK KOVA
Hindistan’da bir sucu, boynuna
astığı uzun bir sopanın uçlarına
taktığı iki büyük kovayla su
taşırmış. Kovalardan biri
çatlakmış. Sağlam olan kova her
seferinde ırmaktan patronun
evine ulaşan uzun yolu dolu
olarak tamamlarken, çatlak kova
içine konan suyun sadece
yarısını eve ulaştırabilirmiş.
Bu durum iki yıl boyunca her gün
böyle devam etmiş. Sucu her
seferinde patronunun evine
sadece 1,5 kova su
götürebilirmiş. Sağlam kova
başarısından gurur duyarken,
zavallı çatlak kova görevinin
sadece yarısını yerine getiriyor
olmaktan dolayı utanç
duyuyormuş. İki yılın sonunda
bir gün çatlak kova ırmağın
kıyısında sucuya seslenmiş.
“Kendimden utanıyorum ve senden
özür dilemek istiyorum.”
“Neden?.” Diye sormuş sucu.
“Niye utanç duyuyorsun?” Kova
cevap vermiş.
“Çünkü iki yıldır çatlağımdan su
sızdığı için taşıma görevimin
sadece yarısını yerine
getirebiliyorum. Benim
kusurumdan dolayı sen bu kadar
çalışmana rağmen emeklerinin tam
karşılığını alamıyorsun.” Sucu
şöyle demiş:
“Patronun evine dönerken yolun
kenarındaki çiçekleri fark
etmeni istiyorum.” Gerçekten de
tepeyi tırmanırken çatlak kova
patikanın bir yanındaki yabani
çiçekleri ısıtan güneşi görmüş.
Fakat yolun sonunda yine suyunun
yarısını kaybettiği için kendini
kötü hissetmiş ve yine sucudan
özür dilemiş. Sucu kovaya
sormuş:
“Yolun sadece senin tarafında
çiçekler olduğunu ve diğer
kovanın tarafında hiç çiçek
olmadığını fark ettin mi?...
Bunun sebebi benim senin
kusurunu bilmem ve ondan
yararlanmamdır. Yolun senin
tarafına çiçek tohumları ektim
ve her gün biz ırmaktan dönerken
sen onları suladın. İki yıldır
ben bu güzel çiçekleri toplayıp
onlarla patronumun sofrasını
süsleyebildim. Sen böyle
olmasaydın, o evinde bu
güzellikleri yaşayamayacaktı.”
Hepimizin kendimize özgü
kusurları vardır. Hepimiz
aslında çatlak kovalarız. Yüce
Allah’ın büyük planında hiçbir
şey ziyan edilmez.
Kusurlarınızdan korkmayın.
Onları sahiplenin.
Kusurlarınızda gerçek gücünüzü
bulduğunuzu bilirseniz eğer, siz
de güzelliklere sebep
olabilirsiniz.
ARKADAŞLIK
Kötü karakterli bir genç varmış.
Bir gün babası ona çivilerle
dolu bir torba vermiş.
“Arkadaşların ile tartışıp kavga
ettiğin zaman her sefer bu tahta
perdeye bir çivi çak”demiş.
Genç, ilk günde tahta perdeye 37
çivi çakmış. Sonraki haftalarda
kendi kendine kontrol etmeye
çalışmış ve geçen her günde daha
az çivi çakmış. Nihayet bir gün
gelmiş ki hiç çivi çakmamış.
Babasına gidip söylemiş. Babası
onu yeniden tahta perdenin önüne
götürmüş. Gence:
“Bugünden başlayarak tartışmayıp
kavga etmediğin her gün için
tahta perdelerden bir çivi
çıkart.”demiş. Günler geçmiş.
Bir gün gelmiş ki tahta perdede
hiç çivi kalmamış. Babası ona:
“Aferin iyi davrandın ama bu
tahta perdeye dikkatli bak, çok
delik var. Artık hiçbir şey
geçmişteki gibi güzel olmayacak.
Arkadaşlarla tartışıp kavga
edildiği zaman kötü kelimeler
söylenilir. Her kötü kelime bir
yara, bir delik aynen kalacak,
kapanmayacaktır. Bir arkadaş
ender bir mücevher gibidir. Seni
güldürür, yüreklendirir sen
ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur
seni dinler sana yüreğini açar”
demiş.
Ben şimdi bitirdim
programı...iki şiir iki konuşma
olayı....